Hayatımda en çok gitmek istediğim yer Antarktika'dır . Küçükken en çok Yeni Zellanda 'ya gitmek isterdim. Ama artık Antarktika'ya gitmek istiyorum. Antarktika'ya gitmek ile ilgili kafamda hep çok garip hikayeler uydurmuşumdur. Bu hikayelerden birini , en tuhaf olanını anlatmak istiyorum.
'' Bir gün annem ve babam eve çok geç geliyor. Ve çok yorgunlar.Biz de onlara ne olduğunu soruyoruz. Onlar da bir iş için Antarktika'ya gideceklerini orada gözlem yapıp döneceklerini açıklıyorlar. O sırada biz de çok mutlu oluyoruz. (kardeşim ve ben) Ama annem ve babam bizim gelemeyeceğimizi söylüyorlar. Biz de gizlice gitmeye karar veriyoruz. Yaklaşık yirmi gün sonra annem ve babam bavulları akşamdan hazırlamışlar. Gidecekler. Biz de yatağımızın içine bir yastık tıkıştırıp bavulların içine sığmaya çalışıyoruz. En sonunda bir kaç (bir kaç derken...)eşyayı attıktan sonra içine girmeyi başarıyoruz. Bir şekilde bavulun kapağını da kapatıyoruz. Annem ve babam da yaptığımız seslerden uyanıp , hazırlanıyorlar. Bize , daha doğrusu yatağın içine tıkıştırdığımız yastığa 'Güle Güle!' deyip evden ayrılıyorlar ama ayrılamıyorlar . Çünkü, bavullar biz içine girdiğimizde o kadar ağırlaşıyor ki bavulun içini açıyorlar. Baktıklarında bizi görüyorlar. Ve o kadar çok kızıyorlar ki... Ama ben yine de pes etmiyorum. Annem ve babamın peşinden gizlice arabaya gidiyorum. Bagaja giriyorum. Bagajda yine bavula giriyorum. Kardeşimi de öbür bavula sığdırıyorum. Annem ve babam bu sefer neyse ki şüphelenmiyorlar. Çünkü zaten uçağa nerdeyse geç kalacaklar. Uçakta bavul yeri gerçekten çok pis kokuyor(tamamen hayal). Annem ve babam bavullarına daha kavuşamadan. Biz fermuarı açıp fırlıyoruz. Oradan da bir çıkış yolu buluyoruz. Ondan sonraki maceralarımızı ben bile hayal edemiyorum. Bir şekilde annemle babamın Antarktika'ya giden gemisine atlıyoruz. Antarktika 'ya gidiyoruz ama...
Hazırlıksızız. Rehberin giysilerini alıp ısınmaya çalışıyoruz. Hırsızlık yapmıyoruz yine de . Rehberin giysilerini geri veriyoruz. Bir de ufak tefek bir Çinlinin ayakkabılarını alıyoruz. Çinli ufak tefek olmasına rağmen ikimizin ayağı da sığıyor ayakkabıya . Neyse, ayakkabıyı da geri veriyoruz. Antarktika gezisi bittikten sonra , Nasıl eve anne ve babamızdan önce vardığımıza ,hiç gitmemiş gibi davrandığımza hayal gücüm yetmiyor. Ayrıca annem ve babam başka bir yere gitse bizi hayatta yalnız başına bırakmazlardı .O bölüm de meçhul .Ama bir şekilde eve geliyoruz .Annem ve babam da bizim Antarktika'ya gittiğimizi anlamıyorlaaaar.''
Bunun cidden ne kadar saçma olduğunu siz de anlamışsınızdır herhalde. Bu bir masal sadece. Takmayın kafanız. hatta hiç okumayın daha iyi diyeceğim de...
İzninizle size Antarktika'yı tanıtmak istiyorum.(izin vermeseniz de olur, yine de anlatacağım.)Ama tamamen kendi hayalimdeki Antarktika'yı anlatacağım size. Benim hayalimdeki Antarktika bembeyaz, en küçük bir nokta bile yok. Gökdelenler kadar büyük , suda yüzen buzullar var .Buzullar da bembeyaz. Hiç insan eli değmemiş buzullar. Antarktika 'da canlı yaşıyor mu?Yaşamıyor mu? Bu konu hakkında fazla bilgim yok. Yani tabii ki insan yaşamıyor ama belki kutup ayıları falan yaşıyor olabilir. Benim hayalimdeki Antarktika bu .Eğer gerçek Antarktika'yı merak ediyorsanız , artık teknoloji denen bir şey var!

0 Hayal Yorumu var ,siz de yazabilirsiniz...:
Yorum Gönder